Yaşasın!Alemlerin en güzel dünyasına buyrunuz:Gökyüzünün her zaman masmavi olduğu bu büyülü dünyada hiçbir çevre kirliliği yaprakların parlak yeşilini zedelemez,en ufak bir sivilce kızların şeker pembesi tenine gölge düşürmez.Bomboş yollarda,güneşten esmerleşmiş uzun bacaklı genç kadınlar parlak kırmızı spor arabalarını sürerler ve sessizce paha biçilmez eşyalarla döşenmiş kocaman dairelere veya zengin yazlık köşklerine doğru süzülürler.
Orada,keyfi yerinde baba ve anne,neşeyle çalınan kemanları dinleyerek çiçek tarhlarının arasında beklemektedir.Çocuklar çevrede gülerek hoplar,zıplarlar.Besleyici sevimli çikolata Pingui’nin sayesinde sevinçten yerlerinde duramazlar.Bu çocuklar hiç ağlamazlar,hiç bitlenmezler.Karnında tek bir çatlak,vücudunda tek bir gram yağ fazlası olmayan 20 yaşındaki anneleri,hiçbir zaman kakaya bulanmamış,öylesine mis gibi kokan,tombul popolarına bir yandan şarkı söyleyerek bezlerini bağlar.
Güzelim,sarışın peri kızı lokanta büyüklüğünde bir mutfakta dans ederek yerleri Vileda’yla silmektedir.Mucizeler yaratan bir toz sayesinde dağ gibi yığılmış pis,iğrenç çamaşırları,düzenle istiflenmiş yepyeni giysilere dönüştürüverir.
Mucizeye bakın!Aybaşı kanı masmavi olmuş ve artık külotlarını kirletmiyor,pencereden görünen gökyüzü kadar mavi!
Bu süre içinde dünya ilerliyor! Yakışıklı,genç ve karizmatik baba evine gelir.Tıpatıp bir Claudia Schiffer olan anne,hep öyle tertemiz,ipek gibi saçlarıyla,çırılçıplak onun kollarına atılır.Baba ise onunla birlikte,hiç kuşkusuz dünyanın en iyi kahvesi olan ihtiras kahvesini içmek ve istek diye adlandırılan tüm o ürünlerin tadına bakmak için siyah ipek çarşaflara bürünür… İkisi birlikte cinsel gücü arttıran şilteler üzerinde yuvarlanırlarken yeni bir şarkıcık ısrarla mırıldanmaktadır: “Her şey yolunda. AIDS buradan, benden geçemez.”
Uyandığında anne hiçbir zaman kırılmayan uzun tırnaklı,boyalı parmaklarının güzelleştirdiği yumuşacık elleriyle mucizeler yaratan bir kremi yüzüne sürer.Kırışıklıklar birdenbire silinir,dudaklar parlar ve bir sinema yıldızının dudakları gibi kıvrılır. Parliament sigarası ve Armani parfümü sayesinde bir delikanlı kadar çevik olan baba,onu ilk günkü gibi arzulamaktadır.Gerginlikti,yorgunluktu iz kalmamıştır.Her şey aşk içinde yüzer,gözler pırıl pırıl parlar ve çocuklar neşe içinde ödevlerini yapmaya koşar.
Bitişikteki post modern yapıda,sinekkaydı traş olmuş altın çocuklar dünyanın öteki ucundaki kravatlı,takım elbiseli meslektaşlarına müthiş sözleşmeler fakslarlar.Bu demokratik toplumda dediği dedik şef diye bir şey yok.Grevdi,sendikaydı,can sıkıcı maaştı,yetki rekabetiydi yok.Günlük yaşama indirgenmiş bir düşler ülkesi!Halk daha ne ister ki? Hiçbir şey!Çünkü bu olağan üstü gezegende yaşam güzeldir.
Bu büyülü dünyanın adı da; Reklam Dünyası’dır.
-Reklam Bize Sırıtan Bir Leştir